Kar-Ley-Ber Kokulu Kadın

Deniz ve bulutlu gökyüzü dururken
o
bana baktı.

Ben ise
bakışlarımı kaçırdım
saçımı ve sakalımı düzelttim
tekrar bakmaya hakkım varmış gibi
ona baktım.

Pembeleşmiş yanakları
çatlamış dudakları
omuzlarına düşmüş saçları
ve
hüzünlü gözlerine baktıkça
ona aitmişim gibi hissettim.

Birden
onun tarafından rüzgar esti.
Bana
onun kokusunu getirdi.
Bana
evet bana onun kokusunu getirdi.
Karanfil
ve
Leylak kokuyordu.
Bir de
Bergamot…

Mutlu
umutlu
ve
heyecanlıydım.

Gözlerimi kırpmıyor
karşımda duran Kar-Ley-Ber kokulu
kadına bakıyordum.
O da
gözlerini kırpmadan bana bakıyordu.

Zaman geçti
ve
onu tanımış hissine büründüm.
Aniden saatine baktı
ayağa kalktı
ve bana doğru yürüdü.
Çocuk bağırışları
martı çığlıkları
kayalara çarpan dalga sesleri kesildi.
Sadece
yüreğimde çalan şarkıyı duyuyordum.
Üç adım kaldı aramızda.
Üç
iki
ve
bir.

Şimdi ise
Bir

iki
üç
dört
beş
altı
ve
adımları gittikçe çoğaldı.

            Enes Çinkay / 8 Mayıs 2014

Bin Jip (2004) - Ki-Duk Kim

Enter the Dragon (1973) - Robert Clouse

Oğuz Atay - Tehlikeli Oyunlar

Noktalı çizgiler bir şeye benzemez. Noktalı çizgiler, sınır olarak, sınırlarımızda bulunur. Bütün sınırlar boyunca uzun binalar, çizgileri; noktalar da, bunların arasına yerleştirilmiş bulunan gözetleme kulelerini gösterir. Bunlar, üstten bakılınca, haritalara benzer. Uzun binaların ve kulelerin damları kırmızı olduğu için, sınırlar, haritalarda kırmızı çizgilerle gösterilir. Biz, bu sınırların içinde kalırız. Bundan başka, ülkemizin dört bir yanı, köylülerle çevrilidir. Köylülerle çevrili ülkemizde birçok ürün yetişir. Çeşitli iklimlerin kaynaştığı ülkemizin Akdeniz bölgesinde maki denilen kısa boylu, tıknazca fundalıklar yetişir. Sulak bölgelerde ormanlar yetişir, pirinç yetişir. Ayrıca, bir de güneşi olan bölgelerde meyva yetişir. Ülkemizde, eski çağlardan beri birçok medeniyet yetişmiştir; ülkemiz, birbirine benzemeyen birçok medeniyetin beşiği olmustur. Bu beşikte birçok medeniyet sallanmıstır, birçok medeniyeti uyutmuşuzdur. En son kurulan medeniyet ekmek medeniyetidir. Bu medeniyetin sürekli oluşunu sağlamak için, ülkemizin birçok yerinde, buğday yetişir. Fakat, ülkemizde en çok yetişen, köylüdür. Köylü, bütün iklimlerde yetişir. Köylünün yetişmesi için, çok emek vermeğe ihtiyaç yoktur. Köylü bozkırda yetişir, yaylada yetişir, ormanda yetişir, dağda yetişir, kurak iklimde yetişir, ovada yetişir, sulak iklimde yetişir. Çabuk büyür, erken meyva verir. Kendi kendine yetişir, kendi kendine meyva verir. Biz köylüleri çok severiz. Şehre gelirlerse onlardan kapıcı ve amele yaparız. Satırbaşı. Ülkemizde dağ vardır, ova vardır, akarsu vardır, tepe vardır, girintili çıkıntılı kıyılar vardır, çakıl parçalarına ve kuşlara benzeyen göller vardır, ağzını açmış sivri burunlu ve kuyruklu bir kurbağaya benzeyen bir iç denizimiz vardır, yeşil düzlükler ve kahverengi yükseltiler vardır. Bu görünüşüyle ülkemiz, ilk bakışta, başka ülkelere benzer. Bu bakış, kuş bakışıdır. ilkbaharda ülkemiz yeşillenir; sonbaharda, eski bir harita gibi sararır, solar. Satırbaşı. Ülkemizde tarım ürünleri yetişir. Kuru üzüm ve incir yetişir. Önce ıslak yemişler yetişir. Onları, güneş olan yerlerde kurutarak kuru yemiş yetiştiririz. İngiltere’ye göndeririz, onlar da bize gerçek gönderirler. Gerçek tohumları gönderirler. Biz, o gerçeklerden, kendimize göre gerçekler yetiştirmeğe çalışırız. Son yıllarda, kuru üzüm ve incirin yanısıra, köylü de göndermeğe başlamışızdır. Bu köylüleri, önce şehirlerde biraz yetiştiririz; tam olgunlaşmadan (yolda bozulmasınlar diye)başka ülkelere göndeririz. Onlar da bize döviz gönderirler. Halk müziği göndeririz; şoför plağı gönderirler, aranjman gönderirler. Azgelişmişülke göndeririz; yardım gönderirler. Zelzele, toprak kayması, sel felaketi haberleri göndeririz; çadır ve heyet gönderirler. Asker göndeririz; teşekkür gönderirler. Binzorluklayetiştirdiğimizdeğerler göndeririz; dışülkelerdeçalışanyabancılaristatistiği gönderirler. Gerçekinsanlarımızı göndeririz; bizeordanmektup gönderirler.

Sayfa: 111/112

Rashōmon (1950) - Akira Kurosawa

Sen Aydınlatırsın Geceyi (2013) - Onur Ünlü

The High Sign (1921) - Edward F. Cline & Buster Keaton

The Masquerader (1914) - Charlie (Charles) Chaplin

The Butcher Boy (1917) - Roscoe ‘Fatty’ Arbuckle

Kadının en güzelidir, mücadele edeni…

Shoulder  Arms (1918) - Charlie (Charles) Chaplin

Diktatör olup, önce milliyetçiliği yasaklamayı, ardından Game of Thrones’u sezon finali yapmayan haftalık diziye çevirmeyi düşünüyorum. Destekleyin beni!